|
VAROŞLARDA YAŞAMAK… VAROŞLARDA VAROLABİLMEK…
İlhan Çabukol… Hüseyin Şenel Odacı ile birlikte Altınçevre Haber (www.altincevre.com) kurucusu ve haber müdürü. Ayrıca Şebinmedya Altınçevre Köyü haber temsilcisi. Daha önce hiç yapmadığı işi yapmaya, hiçbir beklentisi olmadan amatör bir ruhla hizmet etmeye çalışıyor. Altınçevre ve Şebinkarahisar ile ilgili haberleri hem Şebinmedya hem de Altınçevre aracılığı ile bizlere ulaştırmaya çalışıyor. ----- İlhan’ın babası rahmetli Ali eniştemin vefat ettiği günü daha dün gibi hatırlıyorum. Zeynep halamın kocası olan Ali eniştem genç yaşında yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak vefat ettiğinde, halam üç erkek ve bir kız çocuk ile hayata yeniden tutunmaya çalıştı. Üstelik çocukların hiç birisi annelerine destek olacak yaşta bile değildi. Erdoğan en büyük erkek çocuk, Erdal iki numara, İlhan erkek çocukların en küçüğü idi. Kız kardeşleri Azize ise en küçük kardeş. Onlar için babasız büyümek, hele hele halam için dört çocuğa hem annelik, hemde babalık etmek kolay değildi. ----- Halam çocuklarının okumasına çok önem veriyordu. Bu nedenle eğitimlerine devam için Altınçevre’den Şebinkarahisar’a geldiler. Üç erkek kardeş, binbir zorluk içinde lise eğitimlerini Şebinkarahisar da tamamladılar. Daha sonra yeni bir düzen kurabilmek için İstanbul’a göç ettiler. Taşı toprağı altın olan İstanbul’a… Halam, abisinin (babam Nazım Odacı) ve diğer akrabalarının yakınında olabilmek için bizim mahalleye yerleşti. O zamanlar bizim mahalle, İstanbul’un varoş mahallelerinden biriydi. ---- İstanbul’da hayat onlar için hiç de kolay değildi. Bu nedenle İlhan ve ağabeyleri bir taraftan çalışırken, diğer taraftan annelerinin okumaları isteğini yerine getirmeye çalıştılar. Erdoğan Açık Öğretime Fakültesine kaydoldu. Ayrıca işçi olarak bir fabrikada çalışmaya başladı. Ama kızgın bir demir onun hayatını değiştirdi. Fabrikada geçirdiği bir kaza nedeniyle aile çok sıkıntılı dönemler geçirdi. Daha sonra tekstil işine girdi, kısa zamanda çalıştığı işin ustası oldu. Evlendi, hayatını bir düzene soktu. Erdal liseden sonra okumadı, evlendi ve ticarete atıldı. Şimdilerde siyasetle de uğraşıyor. ---- İlhan ise girdiği üniversite sınavından yüksek bir puan alamadı. Ama yine de o zaman Beden Eğitimi Yüksek Okullarından birine girebiliyordu. Tüm ısrarlarıma rağmen, çalışmak zorundayım dedi ve yüksek okul sınavlarına dahi girmedi. Açık Öğretim Fakültesine kayıt oldu. Bir taraftan da çalışmaya başladı. Ama hem açık öğretimi hem de işini bir arada yürütemedi. Kısa süre sonra okulla ilişiği kesildi, askere gitti. Askerliğini tamamladıktan sonra teyze çocukları Mehmet ve Şenol ile birlikte Üçel Tekstil Firmasını kurdular. Gece gündüz çalışıp işlerini yoluna koydular. Ekonomik krizleri aşmayı bildiler. Bugün birçok ailenin ekmek yediği bir iş yerine sahipler. --- İlhan, başını sokacak bir ev aldıktan sonra Altınçevre’yi yani köyünü de unutmadı. Köyün bir kısım problemlerini çözebilmek için işini gücünü bırakıp aylarca köyde kaldı. Şu anda Trabzon Vali Yardımcısı olan zamanın Şebinkarahisar Kaymakamı Sayın Aziz Mercan’ı köye davet etti, ağırladı ve desteğini aldı. Sayın kaymakamın, köylülerin ve gurbetteki diğer Altınçevrelilerin katkıları ile köy meydanının yeniden düzenlenmesi ve köy içme suyunun iyileştirilmesi için emek sarf etti, önemli derecede maddi katkı sağladı. Hala köye katkı sağlamaya devam ediyor, köyün problemlerine sahip çıkıyor, elinden geleni yapıyor. --- İlhan artık hayatta yapmayı istediği birçok şeyi elde etmişti. Ama o hala içinde bir eksiklik hissediyordu. O nedenle yeniden Açık Öğretim Fakültesine kaydoldu, 2009 yılında da mezunu oldu. Mezun olduğunu ilk öğrendiğinde bende İstanbul’da idim. Onu en iyi anlayacak kişi olduğumu düşündüğünden olsa gerek ilk müjdeyi bana verdi. Sizlere o anda ne kadar mutlu olduğunu anlatmam mümkün değil. Çünkü yaş artık kırkına dayanmıştı ama o artık üniversite mezunuydu. Ve sadece kendi arzusunu değil, annesinin de isteğini yerine getirdiği için çok mutluydu. --- Belki de buraya kadar hayatının önemli satır başlarını özetle vermeye çalıştığım İlhan’ın hayatı bu satırları okuyan birçok insanın ve siz değerli hemşerilerimin hayatına benzerdir. Ancak farklı alanlarda birçok başarı elde eden insanlarımızın yanında, Şebinkarahisar’dan İstanbul’un varoşlarına göç edip oralarda yaşayan, var olma mücadelesi veren ve bunu başaramayan insanlarımızın sayısı hiç de az değil. --- Değerli hemşerilerim, İlhan’ın Altınçevre Haberde (www.altincevre.com) yazdığı “Birlik ve Beraberlik” başlıklı yazısını okuduktan sonra bu satırları yazdım. Ve yazdıklarımı sizlerle paylaşmaya karar verdim. İlhan, yıllar önce geldiği İstanbul’un varoşlarındaki hayat mücadelesinden galip çıkmış görünüyor. Bundan sonraki hayatında da yolu açık olsun… Ama İstanbul’a göç etmiş birçok hemşerimizin bu mücadeleden galip çıkamadığını sizlerde çok iyi biliyorsunuz. İstanbul’un kıyısında köşesinde sersefil yaşayan, ailesi dağılan, çocuklarını okutamayan, evine akşamları bir ekmek dahi götüremeyen o kadar çok hemşerimiz var ki. Birazda bu hemşerilerimizi düşünmemiz ve onlarla ilgilenmemiz gerekmez mi? Bu bizim sorumluluğumuz değil mi? --- Ayrıca, Şebinkarahisar adını taşıyan derneklerimizin ve diğer köy derneklerimizin varoşlarda yaşayan hemşerilerimize ve onların problemlerini çözmeye yönelik “ciddi sosyal sorumluluk projeleri” başlatmaları gerekmez mi? Her yıl şenlik düzenleyerek, festivallere, günlere katılarak veya bir yerlerde toplantılar yaparak bu sorumluluklarını üzerlerinden atabilirler mi? Ne dersiniz? Selam ve saygılarımla…
Prof. Dr. Ersan Odacı
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
www.sebinmedya.com yazarı
|